Filtreler
Filtreler
Bulunan: 75 Adet 0.002 sn
Koleksiyon [8]
Tam Metin [2]
Yazar [20]
Yayın Türü [1]
Konu Başlıkları [20]
Yayın Yılı [1]
Yayıncı [20]
Dil [3]
Dergi [5]
Eski Mısır tapınak ve piramitlerinin beden-mekân ilişki bağlamında fetiş nesnesine dönüşmesi

BERKAY BEKTÜRK

Makale | 2021 | International Design and Art Journal3 ( 2 ) , pp.258 - 271

Eski Mısır medeniyetinden günümüze ulaşan, anıt niteliğinde birçok eser gerek yapım tekniği gerekse yapılış amaçlarındaki gizemlerden dolayı geçmişten bugüne insanlar için merak konusu olmaya devam etmekte, çeşitli bilimsel platformlarda tartışılmaktadır. Mısır’da farklı dönemlerde ve boyutlarda inşa edilmiş çok sayıda tapınak ve piramit olduğu bilinmektedir. Bunlardan en bilinenleri arasında ibadet mekânı olarak tanrılara atfedilen Ebu Simbel ve Karnak tapınakları, piramit kurguları arasında ise Kahire’nin Giza bölgesinde yer alan piramit üçlemesi örnek gösterilebilir. Bu yapılar merkezinde biçimlenen araştırma makalesi, ele alınan . . . mekânların görünen işlevlerinin dışında, ithaf edildikleri firavunlar için benliklerinden parçalar barındıran daha kutsal alanlar haline gelişinin anlatımına odaklanmaktadır. Manevi eksiklikleri doğrultusunda maddi arayışlar içerisinde olan bedenin, ilişki içerisinde olduğu mekânı nasıl fetiş nesnesine dönüştürebildiğini veriler doğrultusunda açıklamalar ile ortaya koymaya çalışmaktadır. Ayrıca bu araştırma, bahsedilen mekânların, kendilerine atfedilen kimlikler doğrultusunda hangi işlevlerde kullanıldığını, nasıl tanımlandığını ve bu tanımların yine mekânın kullanıcıları doğrultusunda nasıl başkalaşabileceğini kapsamaktadır. Araştırmada ilgili kavramları içeren, birçok farklı amaca hizmet ettiği öngörülen tapınak ve piramit yapıları ile bu yapıların barındırdığı kutsal nesnenin anlatımından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda değerlendirilen kutsal yapıların inşa ediliş amaçlarındaki dini işlevlerin dışında atfedilen sahiplerinin benliklerini yücelten, manevi eksikliklerini tamamlayan ve tanımlayan bir yönünün de olduğu bulgularına ulaşılmıştır Daha fazlası Daha az

A memetic animal migration optimizer for multimodal optimization

Taymaz Rahkar Farshi

Makale | 2021 | SPRINGER HEIDELBERG

Unimodal optimization algorithms can find only one global optimum solution, while multimodal ones have the ability to detect all/most existing local/global optima in the problem space. Many practical scientific and engineering optimization problems have multiple optima to be located. There are a considerable number of optimization approaches in the literature to address the unimodal problems. Although multimodal optimization methods have not been studied as much as the unimodal ones, they have attracted an enormous amount of attention recently. However, most of them suffer from a common niching parameter problem. The main difficulty . . . faced by existing approaches is determining the proper niching radius. Determining the appropriate radius of the niche requires prior knowledge of the problem space. This paper proposes a novel multimodal optimization scheme that does not face the dilemma of having prior knowledge of the problem space as it does not require the niching parameter to be determined in advance. This scheme is the extended version of the unimodal animal migration optimization (AMO) algorithm that has the capability of taking advantage of finding multiple solutions. Like other multimodal optimization approaches, the proposed MAMO requires specific modifications to make it possible to locate multiple optima. The local neighborhood policy is modified to adapt the multimodal search by utilizing Coulomb's law. Also, Coulomb's law is also applied to decide the movement direction of the individuals. Hence, instead of moving an individual toward the two randomly chosen individuals, it moves toward the near and good enough two neighborhoods. Additionally, a further local search step is performed to improve the exploitation. To investigate the performance of the MAMO, the comparisons are conducted with five existing multi-modal optimization algorithms on nine benchmarks of the CEC 2013 competition. The experimental results reveal that the MAMO performs success in locating all or most of the local/global optima and outperforms other compared methods. Note that the source codes of the proposed MAMO algorithm are publicly available at Daha fazlası Daha az

Some New Results on Bicomplex Bernstein Polynomials

Seda Karateke | Cigdem Atakut | Oezge Ozalp Guller | Carlo Cattani

Makale | 2021 | MDPI

The aim of this work is to consider bicomplex Bernstein polynomials attached to analytic functions on a compact C2-disk and to present some approximation properties extending known approximation results for the complex Bernstein polynomials. Furthermore, we obtain and present quantitative estimate inequalities and the Voronovskaja-type result for analytic functions by bicomplex Bernstein polynomials.

A multi-modal bacterial foraging optimization algorithm

Taymaz Rahkar Farshi | Mohanna Orujpour

Makale | 2021 | SPRINGER HEIDELBERG

In recent years, multi-modal optimization algorithms have attracted considerable attention, largely because many real-world problems have more than one solution. Multi-modal optimization algorithms are able to find multiple local/global optima (solutions), while unimodal optimization algorithms only find a single global optimum (solution) among the set of the solutions. Niche-based multi-modal optimization approaches have been widely used for solving multi-modal problems. These methods require a predefined niching parameter but estimating the proper value of the niching parameter is challenging without having prior knowledge of the . . .problem space. In this paper, a novel multi-modal optimization algorithm is proposed by extending the unimodal bacterial foraging optimization algorithm. The proposed multi-odal bacterial foraging optimization (MBFO) scheme does not require any additional parameter, including the niching parameter, to be determined in advance. Furthermore, the complexity of this new algorithm is less than its unimodal form because the elimination-dispersal step is excluded, as is any other phase, like a clustering or local search algorithm. The algorithm is compared with six multi-modal optimization algorithms on nine commonly used multi-modal benchmark functions. The experimental results demonstrate that the MBFO algorithm is useful in solving multi-modal optimization problems and outperforms other methods Daha fazlası Daha az

DİJİTAL ÇAĞIN EVRENSEL İLETİŞİM KODU: EMOJİLERİN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

RAMAZAN BİLGE

Makale | 2021 | İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Elektronik Dergisi

İletişim; yaşamını sürdürebilmesi, sosyalleşebilmesi, bilgilerini aktarabilmesi gibi nedenlerden ötürü insanoğlu için her zaman önem arz etmiştir. Bu bağlamda insanlardaki iletişim kurma arzusu, tarih boyunca belirli dönüşümlerden geçerek devam etmiş, etkileşimin yoğun olarak yaşandığı günümüz küresel dünyasında ise giderek daha da artmıştır. Özellikle günümüzün iletişim kurma pratiklerini derinden etkileyen sosyal medya platformlarıyla birlikte gittikçe büyüyen “online kitle”, dil ve kültürel farklılıkları ortadan kaldıran ve herkesin kolaylıkla etkileşimde bulunabileceği ortak bir iletişim kurma arayışına girmiş ve emoji adı veril . . .en sanal göstergelerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Anlık mesajlaşma uygulamaları ve sosyal medya platformları ile popüler hale gelen emojiler, yeni medyanın oluşturduğu dilin vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiş ve bilim çevrelerinin de merceği altına girmiştir. Bu çalışmada dijital dünyayla yakından ilgilenen yeni kuşaklar göz önünde bulundurularak, üniversite öğrencilerinin dijital ortamda gerçekleştirdikleri iletişim sürecinde emoji kullanıma karşı tutum ve algılarının saptanması ve değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, sosyal bilimler alanında çalışanların sıklıkla başvurduğu veri toplama araçlarından biri olan anket tekniği tercih edilmiş ve nicel araştırma yapılmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu oluşturan 372 katılımcıdan elde edilen veriler, SPSS programı ile analiz edilerek yorumlanmıştır. Çalışmanın amaçları doğrultusunda oluşturulan hipotezler ise, Bağımsız Örneklem T-Testi, Tek Yönlü Anova Analizi, Doğrusal Regresyon Testi ve Pearson Korelasyon Testi gibi uygun istatistiksel yöntemler ile test edilmiş ve elde edilen bulgular bağlamında yorumlanmıştır. Ulaşılan bulgular, dijital ortamda gerçekleşen iletişim sürecinde emojilerden faydalanıldığını ancak sağlıklı bir iletişimin gerçekleşmesi noktasında yalnızca emoji kullanımının yeterli olmadığını göstermiştir. Ayrıca katılımcıların demografik değişkenleri dikkate alınarak, emoji kullanımının yaş, cinsiyet ve eğitim durumlarına göre değişiklik gösterip göstermediği ilgili analiz yöntemleriyle bulgulanmış ve yorumlanmıştır. Daha fazlası Daha az

Digital Media in Sports Organizations: The Mediator Role of Social Media Addiction in FoMO and Compulsive Online Shopping

Ayşe Demir

Makale | 2021 | Journal of Educational Issues

The impact of communication on individuals and the masses is undeniable. Now, every domain of daily life is influenced by the power of communication thanks to developing technology. The present study aimed to explore the relationship between fear of missing out (FoMO) and compulsive online shopping and investigate the mediator role of social media addiction on this relationship. The sample consisted of randomly selected 205 sports volunteers, 77 females (37.6%) and 128 males (62.4%), taking part in the 16th NKolay Istanbul Half Marathon on April 4, 2021. We collected the data using the “Fear of Missing Out” scale (FoMOS) consisting . . .of 10 items within a subscale, the “Social Media Addiction” scale (SMAS) composed of 20 items within two subscales, and the “Compulsive Online Shopping” scale (COSS) consisting of 28 items within five subscales. We sought answers for seven hypotheses in the study employing a correlational design. The results confirmed our three hypotheses, partially confirmed two hypotheses, rejected the other two hypotheses. We determined that the SMAS were positively correlated with the FoMOS and the COSS. In addition, the FoMOS was positively correlated with the COSS. On the other hand, we concluded that social media addiction partially mediated the relationship between fear of missing out (FoMO) and compulsive online shopping among our participants. While virtual communication had a mediating effect on this relationship, it was not the case for virtual tolerance Daha fazlası Daha az

Multilevel image thresholding with multimodal optimization

Taymaz Rahkar Farshi | Recep Demirci

Makale | 2021 | SPRINGER

Thresholding method is one of the most popular approaches for image segmentation where an objective function is defined in terms of threshold numbers and their locations in a histogram. If only a single threshold is considered, a segmented image with two classes is achieved. On the other hand, multiple classes in the output image are created with multilevel thresholding. Otsu and Kapur's procedures have been conventional steps for defining objective functions. Nevertheless, the fundamental problem with thresholding techniques is the determination of threshold numbers, which must be selected by the user. In that respect, thresholding . . . methods with both techniques are user-dependent, and may not be practical for real-time image processing applications. In this study, a novel thresholding algorithm without any objective function has been proposed. Histogram curve was considered as an objective function. The peaks and valley in histogram have been detected by means of multimodal particle swarm optimization algorithms. Accordingly, valleys between two peaks have been assigned as thresholds. Consequently, the developed scheme does not need any user intervention and finds the number of thresholds automatically. Furthermore, computation time is independent of the number of thresholds, whereas computation time in Otsu and Kapur procedures depends on the number of thresholds Daha fazlası Daha az

1927 THE TRADE AGREEMENT BETWEEN SOVIET UNION AND TURKEY: A MILESTONE IN ECONOMIC RELATIONSHIP?

ERDAL BİLGİÇ

Makale | 2021 | Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi

This paper addresses the question of whether or not the trade agreement signed by Soviet Union and Turkey on March 11, 1927 was a milestone for fostering the foreign trade relations among the two countries. At that time Soviet laws included, the foreign trade administration must be monopolized by the state. However, in reality, it is difficult to push state monopolization on international trade especially when the commercial activities take place on foreign soil. Every independent state desires to protect the interests of its entrepreneurs and traders. However, when there is a structure like the Soviet Union that protects its foreig . . .n trade with state institutions that constitute a monopoly against entrepreneurs and traders, this requires a strong will to achieve. Another option is to ignore, avoid establishing trade relations, and deranging the settled system with the Soviet Union as the western countries did for a long time. In this context, the developing foreign trade relations among Turkey and the Soviet Union prospered due to goodwill and overpassing small problems by the bureaucrats of the two states until the second half of the 1920s. On the other hand, the struggles of the two countries to piece their economies up, brought new pursuits together. The Soviet Union started to give up running its foreign trade with joint-stock incorporations. Hence, abiding with the foreign trade monopoly, companies like Arkos and Russoturk will turn into Soviet Trade Agency. In the emerging conditions of the mid-1920s Turkey called on countries that had not yet signed a trade agreement with herself in order to initiate agreement negotiations. The Soviet Union, on the other hand, was willing to impose its trade institutions on other countries as the NEP was coming to end Daha fazlası Daha az

Küresel Sistem ve Korona Virüs Salgını: Yerelleşen Küreselleşme

SUAT DÖNMEZ

Makale | 2021 | Transnational Press London

Dünyanın son dönemde karşılaştığı en büyük salgın olan Korona virüs salgını küresel sistemin geleceği üzerinde etkiler doğuracak boyutlara ulaşmıştır. Salgının içinde bulunduğumuz dönem itibariyle bir yıldan fazla süredir bütün dünyayı etkiliyor olması ve yakın vadede de süreceğinin beklenmesi bu etkiyi güçlendiren bir faktör olmuştur. Bu salgın zaten son derecede tartışmalı bir konu olan küreselleşme olgusunun önümüzdeki dönemde alacağı şekil ve bu kapsamda uluslararası sistemin yapısı üzerinde ciddi spekülasyonların doğmasına vesile olmuştur. Özellikle salgının ilk safhalarında devletlerin salgına karşı takındıkları tek yanlı tutu . . .m ve davranışlar (sınırların kapatılması, uluslararası ticarete konan kısıtlamalar, aşı milliyetçiliği, seyahat yasakları, otoriterleşme eğilimleri vb.) küreselleşme yanlıları ile karşıtları arasındaki tartışmaları yeniden alevlendirmiştir. Bir tarafta küreselleşme karşıtları bu salgınla birlikte küreselleşme olgusunun artık beklendiği şekilde devam etmeyeceği ve devletlerin bir anlamda içe kaplı ve kendine yeterli olmak şeklinde politikalar izleyerek küreselleşmeye ciddi anlamda ket vuracakları beklentisi doğduğunu savunmaya girişmiştir. Diğer yanda küreselleşme yanlıları ise bu salgında da görüldüğü gibi artık dünyanın tamamen küreselleşme etkisiyle iç içe geçmiş bir görünüm arz ettiği, küreselleşmenin artık dönülmez bir yola girdiği ve salgında karşılaşılan güçlükler nedeniyle aslında uluslararası toplumun daha çok iş birliği yapmak zorunda olduğunu savunmaya başlamıştır. Ancak buradan çıkan sonuç alana yönelik tartışmaların yakın gelecekte bu iki görüş taraftarları arasında geçeceğidir. Bu kapsamda uluslararası örgütlerin yapısı ve gelecekteki alacakları roller de bu tartışmalar çerçevesinde belirlenecektir. Bütün bu tartışmalardan sonra her iki yaklaşımın da arasında bir orta yol ortaya çıkması da olasıdır. Küreselleşme sürerken yerel değerleri (kimlik, kültür vb.) korunması isteyen kesimler zaten mevcuttu ve bu gelişmeler bizi küreselleşmenin yerelleşmesine doğru götürebilir. Küreselleşme potasında eriyerek homojenleşme riskinin ortadan kalkmasıyla da ‘yerelleşen bir küreselleşme’ akımı şeklinde ifade edilebilecek bir döneme girmek mümkün olabilir Daha fazlası Daha az

From Secular Muslim Feminisimto Islamic Feminism(s) and New Generation Islamic Feministsin Egypt, Iran and Turkey

ZEYNEP BANU DALAMAN

Makale | 2021 | Border Crossing

Indominantly Muslim societies, there have been two major feminist paradigms referred to as “secular Muslim feminism”emerging at late nineteenth century and “Islamic feminism(s)”arising after the 4th women world congress inBeijingin 1995. They evolved in historical contexts where new subjects and identities were being re/fashioned out of shifting combinations of religious, class, ethnic, and nationalaffiliations. On the one hand, secular Muslim feminism joined the western oriented first wave of liberal feminism including secular nationalists, Islamic modernists, humanitarian/human rightists, and democrats. Islamic feminism,on the oth . . .er hand,is expressed in a single or dominantly religiously grounded discourse taking the Qur'an as its core text. In this article, I reflect on the roots of feminism in the Middle Eastwith a particular emphasis on Egypt, Iran and Turkey. I discusssecular feminism and Islamic feminism, and what makes them distinct. Finally, I discuss whether a new wave of Islamic feminism has been formed with the criticisms of a new generation of Islamic feminists Daha fazlası Daha az

TÜKETİM KÜLTÜRÜ BAĞLAMINDA REKLAMLARDA KADIN VE ERKEK İMGESİ

EMİNE KARAKEÇİLİ

Makale | 2021 | Tarih Okulu Dergisi

Kültür, uygarlıklar tarafından oluşturulmuş/yaratılmış toplumların yaşam tarzlarını, davranış biçimlerini, sanat anlayışlarını, duygulanımlarını ve düşünce biçimlerini, hatta örf/adet ve geleneklerini kapsayan geniş bir kavramdır. İnsan yaratımı olan bu kavram, onların bir arada, toplu halde yaşamalarının neticesinde ortaya çıkmıştır. Toplumlar tarafından yazılı olmayan kurallar bütünü oluşturur ve bir nevi toplumların kendi aralarında imzalanmamış yazılı olmayan gizli bir anlaşma gibi kabul edilmektedir. Bu doğrultuda insanın yaşadığı topluma ait bütün özellikler, kendi öz kimliğini oluşturmasında önemli bir yere sahiptir. Toplumun . . . oluşturduğu ortak kültür değerler, onların tüketim alışkanlıklarını da belirler. Tüketim kültüründe her şey tüketime maruz kalmakta, toplumun oluşturduğu ortak kültür değerleri bu tüketimi bir nevi zorunlu hale getirmektedir. İnsanların yaşam tarzları bu eksenin etrafında oluşmakta ve tükettikçe tüketme arzusu kendiliğinden doğmaktadır. Tüketim unsuru olarak sürekli yayınlanan reklamlar; yetişkin bireylerin ve küçük yaştaki çocukların kendisine model alacakları toplumsal cinsiyet rollerini ve modellerini içermektedir. Reklam sektörü, kitle iletişim araçları sayesinde, insanların tüketim alışkanlıklarını sürekli yenilenmekte, kadın ve erkek bedeni bu amaca hizmet için sektör tarafından daima kullanılmaktadır. Tüketimin vazgeçilmez ve en önemli unsuru, gereksinim olmayan ya da hiç ihtiyaç duyulmayan ürünlerin satın alınmalarını arttırmaktır. Bu ürünlerin satın alınması ise bir istek yaratılmasıyla mümkün olabileceği için reklam sektörü, tüketiciyi sürekli görsel uyaranlarla tüketime hazır halde tutmaktadır. Bu çalışmada, kültürün tanımı yapılarak tüketim kültürünün tüketiciler üzerinde reklamların da etkisiyle nasıl bir davranış biçimi yarattığı incelenecektir. Çalışmada nitel araştırma metotlarından biri olan; doküman incelemesi/literatür taraması yöntemi tercih edilerek, araştırma sonucu elde edilen bilgiler ışığında kültür, tüketim kültürü, reklamlarda kadın ve erkek imgesi tartışmalı bir dille açıklanacaktır Daha fazlası Daha az

Beta irradiation effects on impedance spectra of electrospun PEDOT:PSS nanofibres

Yalcin Urfa | Ahmet Altindal

Makale | 2021 | INDIAN ACAD SCIENCES

Poly(3,4-ethylenedioxythio-phene):poly(styrenesulphonate) (PEDOT:PSS) nanofibres were first prepared via electrospinning method. Microstructural arrangement of the nanofibres was investigated by scanning electron microscopy technique. Then, the effect of beta irradiation with different absorbed doses on their impedance spectra were investigated in the frequency range from 5 to 13 x 10(6). It was observed that beta irradiation leads to a considerable decrease in both real and imaginary parts of the complex dielectric function, and alternating current conductivity of the nanofibres. The obtained frequency dependent conductivity data w . . .ere discussed in terms of pair approximation. It was established that, for all beta irradiation doses, the frequency dependence of the conductivity is characterized by the presence of four frequency regions with different slopes. Analysis of the impedance data revealed that chain scission via chain cross-linking and free radical formation are most likely mechanisms for changes in impedance parameters. Two clear semicircles in Nyquist plot have been successfully explained by employing two parallel R-CPE equivalent circuits in series configuration. An overall evaluation of the obtained data indicates that electrospun PEDOT:PSS nanofibres have great potential for the development of highly sensitive impedance-based beta radiation sensor Daha fazlası Daha az

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülüklerimiz ve çerez politikamız hakkında bilgi sahibi olmak için alttaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Tamam

creativecommons
Bu site altında yer alan tüm kaynaklar Creative Commons Alıntı-GayriTicari-Türetilemez 4.0 Uluslararası Lisansı ile lisanslanmıştır.
Platforms